18 Mart 2006 Cumartesi

"Mazinde bir tarih yatar..."

Fenerbahçe Şükrü Saracoglu Stadyumu, yurdumuzun ilk nizami futbol sahasıdır. İlk olarak Union Club adı altında 1908 yılında faaliyete geçmiştir. Bu tarihten önce de alan Papazın Çayırı ismiyle bilinir ve burada futbol karşılaşmaları yapılırdı.

1908 yılı temmuzunda, Şehremini Operatör Cemil (Topuzlu) Bey'in, hürriyet kahramanlarına yardım amacıyla verdişi davetin konuklarından ve yurdumuzda futbolu ilk oynayan ailelerden Reji Whittall'in, gençliğin spora ve özellikle futbola olan istek ve ilgisi doğrultusunda bir futbol sahası yapılması gerekliliği yönündeki konuşmasının ertesi günü, bu kişiler, Fenerbahçe Başkanı Ziya (Songülen) Bey, birkaç İngiliz ve maruf Rıfat Bey'le bir toplantı yaparak, saha için en uygun yerin, Hazine'ye ait olan bu çayır olduğuna karar verdiler.


Ziya Songülen

Bir asırlık bir tarihe ulaşmak üzere olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşu 1907 yılına rastlar. Kulübümüz, İstanbul'un Kadıköy semtinde, Nurizade Ziya Songülen, Şevkipaşazade Ayetullah ve Samipaşazade Necip Okaner tarafından, gizlice kurulur.Kuruluş toplantısında, Nurizade Ziya Songülen Bey ilk başkan seçilirken, Sevkipaşazade Ayetullah Bey ilk genel sekreterlik, Samipaşazade Necip Okaner ise ilk genel kaptanlık görevlerini üstlenirler.

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurucuları, amblem olarak adını aldıkları Fenerbahçe burnundaki fener, renk olarak da Fenerbahçe yarımadasındaki papatyaların sarı-beyazı seçerler. Kulüp logosu, 1910 yılında, futbol takımında sol açık oynamakta olan Topuz Hikmet tarafından çizilecek, renkleri ise sarı-laciverte çevrilecektir.


Başkatip Cevat aracılığıyla konu, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'e götürüldü. Teklifi önce kabul etmeyen sultan daha sonra yıllığı 30 altın kira karşılığında Union Club ile 20 yıllık bir sözleşme yapılmasına karar verdi. 3.000 altına mal olan, çayırın tahta perdeyle çevrilmesi ve bir lokal inşaatı sonrasında saha, futbol karşılaşmalarını izleyen kışa kadar hazır hale getirildi.

Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine İngilizler düşman konumuna geçtiler. Dolayısıyla Union Club ile ilgilenmediler. Türk hissedarların da dağılması üzerine sahipsiz kalan Union Club'a, 1915 yılında Kara Kemal tarafindan el konuldu ve ismi İttihat Spor Kulübü olarak değiştirildi.

Basri Bay isimli bir kişinin işletmeciliğine bırakılan, yeni ismiyle İttihat Spor Sahası, İstanbul'un işgal devri ortalarına kadar tüm sportif faaliyetlerin yeri oldu.Taksim Stadı'nın inşaatı ile birlikte, kendi haline bırakılan saha, 1929 yılında Fenerbahçe tarafından kiralandı ve 25 Ekim 1929 tarihinde yapılan bir spor bayramı ile tekrar hizmete sunuldu. Aynı gün ismi Fenerbahçe Stadı olarak değiştirildi.

30 Eylül 1931 tarihinde yapılan inşaatla stadın dışarısıyla ilişkisi kesildi. Yapılan birçok değişiklik sonrasında 13 Mayıs 1932 tarihinde, Vali Muhittin Üstündağ'ın katıldığı törenle, Fenerbahçe Stadı'nın açılışı yapıldı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kuşdili'nde bulunan lokalinin yanması sonrasında, kiracısı olduğu stadı satın almaya karar vermesi, bugünlerde kale arkasi tribünlerin kapanmaya başlandığı ve kapasitesinin yakın bir gelecekte 60.000 kişiye çıkacağı modern stadyumun temel taşlarını oluşturmuştur. Ülkenin en önemli kulübü olan Fenerbahçe'nin yangın nedeniyle düştüğü bu kötü durum, devlet yöneticilerini de üzmüş ve onları Fenerbahçe'ye yardım etme konusunda ikna etmiştir.


Sükrü Saracoglu

1934-1950 yılları arasında Sükrü Saracoğlu Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başkanlığını aralıksız olarak yürüterek, en uzun süre başkanlık yapan Fenerbahçeli oldu. Fenerbahçe'nin menfaati için gösterdiği gayret ve yaptığı yardımlardan dolayı, gönüllerde taht kurdu.


Şükrü Saracoğlu'nun ve Kemal Onan'ın da üstün gayretleriyle, 36.000 metrekarelik bu alan ve içinde bulunan bina, 27 Mayıs 1933 tarihinde, 9.000 TL bedeli 10 ayda ödenmek kaydıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'nün malı oldu. Bununla birlikte Fenerbahçe Türkiye'de stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı.


Aynı yıl törenlerle yapılan açılışta, ikinci başkan Celal Bey şunları söylüyordu :

"Muhterem hanımefendiler, beyefendiler. Üç senedir yeni bir hamlede ve başarılmış yeni bir işle huzurunuza çıkıyoruz. Üç senelik dar ve kısa bir zamana sıkıştırılmış olan bu işler şunlardır.

25 senelik, canlı ve muvaffakiyetli bir hayatın hatıralarını taşıyan eski kulüp binası, kaderin hain ve kötü bir tamahına kurban olarak yandı. Simsiyah bir gecenin sabahı kendimizi simsiyah bir kömür yığını karşısında bulduk. Elimizde Fenerbahçe isminden başka hiç bir sey kalmamıştı. Yangından çok az zaman evvel fakir bir kiracı olarak girdiğimiz bugünkü Fenerbahçe stadına elimizde kalan enkaz ile sığındık. Bu sene Fenerbahçe 26. yıl dönümünü kutlarken yeni ve büyük bir mazhariyete erdi.

Gazi hazretleri gençliğe ve Fenerbahçe'ye büyük ve kıymet biçilmez bir iltifatta bulundular. Heykellerinin Fenerbahçe stadına dikilmesine müsaade ettiler. Bütün Fenerbahçeliler aczimizle, bu aczi mutlakla buna nasıl teşekkür edeceğimizi bilmiyoruz. Bu heykelle bu saha yıkılmaz ve dağılmaz bir kütle haline gelmiştir. Bu topluluk, bütünlük ve birlik aynı zamanda bütün memleketin bir sembolüdür de. Bu heykel burada azmin ve tesanütün ve disiplinin bir resmi olarak yükseliyor. Bu heykele bakanın kalbi temiz ve yeni bir hamle ile çarpar. Bu heykele bakan bozguncu ve serkeş olamaz bu heykele bakanın kalbi yenilmez ve yenilemez."


Futbola İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra artan ilgi, İstanbul'a bir büyük stat daha yapılmasını gerektirdi. Bu bağlamda bugün Beşiktas İnönü Stadyumu adındaki Mithat Paşa Stadı'nın yapımına başlandı. Aynı dönemde Fenerbahçe de kendi stadının büyütülmesi ihtiyacını hissetti. Yeni Fenerbahçe Stadı 25.000 kapasiteli modern bir stattı ve aynı dönemde Türkiye'deki en yüksek kapasiteli stat olmuştu. Ankara 19 Mayıs Stadı 12.000, Mithat Paşa Stadı ise 15.000 kişilik kapasiteye sahipti.

Uzun seneler Fenerbahçe Stadı olarak anılan stad, Aziz Yıldırım başkanlığındaki yönetim tarafından,eski başkan Şükrü Saraçoğlu'nun ismi verilerek Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı adını aldı.


Atatürk'ün Ziyareti

Mustafa Kemal Atatürk, 1918 yilinda Sari Lacivertli kulübümüzü ziyaret ederek seref defterine sunlari yazmistir:

"Fenerbahçe Kulübü'nün her tarafta mazhar-i takdir olmus bulunan asar-i mesaisini isitmis ve bu kulübü ziyaret ve erbab-i himmetini tebrik etmeyi vazife edinmistim. Bu vazifenin ifasi ancak bugün müyesser olabilmistir. Takdirat ve tebrikatimi buraya kayd ile mübahiyim.

3.5.1918

Ordu Kumandani Mustafa Kemal"

"Ben de Fenerbahçeliyim!"

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, 10 Agustos 1928 günü, 3-3 berabere biten Gazi Kupasi maçýndan sonra üçü Galatasarayli ve ikisi Fenerbahçeli olan bes kisinin önünde o güne kadar kimsenin bilmedigi bir gerçegi söylemisti:

"Burada üçe üçüz... Çünkü ben de Fenerbahçeliyim!"

Savas ve mütarekenin aci günlerinin ardindan isgal kuvvetleri çekilmis ve Fenerbahçe lokali yeniden açilmisti. Ne var ki 5-6 Haziran 1932 gecesi çikan yangin tüm Fenerbahçelileri derin bir aciya bogmustu. Tüm tesisler yanmis, müzeden çok az sey kurtarilabilmisti.

Yangindan sonra Fenerbahçe Kulübü bir yardim kampanyasi açti. Bu kampanyaya ilk yardim da, Cumhurbaskani Gazi Mustafa Kemal'den geldi. Büyük kurtarici, Is Bankasi araciligiyla Fenerbahçe'ye 1000 lira bagista bulunarak daha önce kelimelerle ifade ettigi Fenerbahçeliligini bir kez daha göstermisti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder